BOĞAZKALE’DE KAZILAR 104 YILDIR DEVAM EDİYOR

TURİZM

“Çorum'un Boğazkale İlçesindeki Tarihin Gördüğü En Büyük Medeniyetlerden Birisi Olan Hitit İmparatorluğunun Başkenti Hattuşa'da 104 Yıldır Arkeolojik Kazılar Devam Ediyor -1834 Yılında Kalıntılarına İlk Kez Ulaşılan Hattuşa'da İlk Olarak Sistemli Kazı Çalışmaları 1906 Yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü İle Alman Şark Cemiyeti Tarafından Başlatıldı -Tarihin İlk Yazılı Barış Antlaşması Olan ''Kadeş''in Gün Yüzüne Çıktığı, Unesco'nun Dünya Kültür Mirası Listesine Aldığı Hattuşa'nın Daha Uzun Yıllar Arkeologların İlgisini Çekeceği Bildiriliyor”

Çorum'un Boğazkale ilçesindeki Hitit İmparatorluğunun Başkenti Hattuşa'da 104 yıldır arkeolojik kazılar devam ediyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier'in Hattuşa kalıntılarına ilk kez ulaştığı günden itibaren arkeologların ilgisini üzerine çeken Hattuşa'da küçük ölçekli sondaj çalışmaları dışında ilk olarak sistemli kazı çalışmaları 1906 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü ile Alman Şark Cemiyeti tarafından Wincker ve Makridi ile Otto Puchstein başkanlığında yapılmaya başlandı.

 

1906 yılında başlayan ve günümüze kadar kısa süreler hariç kesintisiz olarak devam eden kazı çalışmaları Hattuşa'yı dünyanın ilgi odağı haline getirdi. M.Ö. 1280'de Mısırlılar ile Hititler arasında imzalanan ve tarihin ilk yazılı barış antlaşması olan ''Kadeş'' Hattuşa kazıları sırasında gün ışığına çıkartıldı. Yüz yılı aşkın devam eden kazılarda Hitit kültürü ve sonraki dönemlere ait bilgiler araştırılıyor.

Hattuşa, başkent olarak büyük kralların ikamet ettiği, idari ve dini bir merkezdi. Bu yüzden dönemin mimari, sanat ve zanaat alanındaki en gelişkin örneklerini burada incelemek mümkündür. Ayrıca çivi yazılı tablet arşivlerindeki metinler din kült, devlet politikası, tarihi coğrafya ve Eski Doğu'daki yaşamın diğer alanlarının anlaşılmasına yarayan ipucları veriyor. Son yıllarda araştırmalar ekonomi tarihi ve yerleşim topoğrafyası ile ilgili veriler üzerinde yoğunlaştı.

Tarih yazmaya devam eden Hattuşa kazıları günümüze kadar Alman Arkeoloji Enstitüsü bünyesinde devam etmiş olup, bugün kazılar Doç. Dr. Andreas Schacner başkanlığında devam ediyor.

Hattuşa, 1986 yılından beri UNESCO'nun ''Dünya Kültür Mirası Listesi''nde yer alıyor. Ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO'nun ''Dünya Belleği Listesi''nde bulunuyor. Bugüne kadar bulunmuş olan 31 bin 519 adet çivi yazılı tablet halen İstanbul'daki müzeler (Eski Şark Eserleri Müzesi, Arkeoloji Müzesi), Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Çorum ve Boğazkale müzelerinde korunmaktadır. Akadça ve Hititçe olan Boğazkale tabletleri, bir devlet arşivi belgeleri olarak kanunlar, antlaşmalar ve yazışmaların yanı sıra dini ve edebi metinlerden oluşmaktadır.

Tarihin gördüğü en büyük medeniyetlerden birisi olan Hitit İmparatorluğunun başkenti Hattuşa, 6,5 kilometre uzunluğunda ve 10–15 metre arasında değişen yüksekliğe sahip devasa surlarla çevrili. Eski Tunç dönemine ait yerleşim bölgeleri içerisinde Hattuşa şehri kadar geniş bir alana Anadolu'nun hiçbir yerinde rastlanmamaktadır.

    

''BİN TANRILI ŞEHİR''

    

Mısır, Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu'nun büyük güçlerinden biri olan Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu'nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye'ye hükmetmişlerdir.

İlk yerleşim izleri, Kalkolitik (Taş) Çağ'a kadar (M.Ö. 5000) inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise, Eski Tunç Çağı'nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur. Bölgenin yerli halkı olan Hattiler, burada bir kent kurup, Hattuş adını vermişlerdir. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M.Ö. 1700'lerde ilk Hitit Büyük Kral'ı Kuşşara'lı Kral Anitta yıkmıştır.

Hitit yazılı kaynaklarından anlaşıldığına göre, I. Hattuşili'nin iktidara gelmesiyle (M.Ö. 1665–1640) Hattuşa, Hititlerin başkenti olmuştur.

Hitit metinlerinde sık sık ''Hattuşa ülkesinin bin tanrısından'' söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk başkenti Hattuşa'da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa'da bugüne kadar 31 yapı, tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa'nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak, Aşağı Şehir'deki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir.

Hattuşa'da son yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin, hatta Hitit devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde, M.Ö. 13. yüzyıla tarihlenen şehrin Büyükkaya sırtında, büyük boyutlarda, sayıları 11'i bulan yer altı siloları bulunmuştur.

Hitit İmparatorluğu'nun M.Ö. 1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla, Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla beraber, Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam eder. M.Ö. 12. yüzyılın başlarında, Erken Demir Çağı'na tarihlenen yeni yerleşme, Frig etkilerini yansıtan bir taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması ancak, M.Ö. 8. yüzyılda gerçekleşir. Yerleşim, Pers döneminde de devam etmiştir. Hellenistik, Galat, Roma ve Bizans'a ait yerleşme ve tahkimat izleri de görülmektedir.

 

Yorum ekle

Yorumların sorumluluğu yorumcularına aittir. Hukuki sorun yaşamamanız için, T.C. Kanunlarına ve genel ahlak kurallarına uygun yorum yapmalısınız.
Aksi Takdirde Yorumlarınız Yayınlanmayacaktır


Güvenlik kodu
Yenile