"Bağımlılıkla mücadele dini bir vecibedir"

Çorum İl Müftü Yardımcısı Abdullah Pamuklu, sarhoş eden, uyuşturan herşeyin zerresinin dahi İslam dini açısından haram olduğunu vurgulayarak, "Bağımlılıkla mücadele konusunda sorumluluk üstlenmek, dinî bir vecibedir" dedi.

Abdullah Pamuklu, İl Genel Meclisi'nin bugünkü toplantısında uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele konusunda Müftülüğün ve Diyanet İşleri Başkanlığının çalışmalarını içeren bir sunum yaptı. Konuşmasını ayet ve hadislerle süsleyerek içkinin, kumarın, uyuşturan, keyif veren maddelerin her türlüsünün haram olduğunu anlatan Pamuklu, bu tür maddelerin ayrıca insanın bedenine, sağlığına, canına, bütçesine ve çevresine de zarar verdiğini söyledi.

Pamuklu, Müftülük olarak uyuşturucu müptelasına saplanmış kişileri tedavi ettirdikten sonra Umre ve hacca götürdüklerinin altını çizerek, kişinin bir nevi Allah'a daha yakın olarak yaşantısına format çektiğini ifade etti.

Pamuklu, konuşmasında özetle şu konulara değindi:

"İnsan: “eşref-i mahlûkat”

Her insan; yaşı, cinsiyeti, rengi, ırkı, dili, dini, meşrebi, mezhebi fark etmeksizin “halife” sıfatıyla bir özdeğere sahiptir.

Halifelik yani “yeryüzünü Allah’ın muradına uygun biçimde imar etme vazifesi” lüksün değil, sorumluluğun adıdır.

Halife: Kâinattaki eşsiz düzene uyum sağlayabilecek, güçlü, akıllı, sorumlu ve onurlu varlık.

Halife olma vasfı, “emanet” kavramı ile beraber düşünülmelidir.

Önce kendisi,

Sonra diğer insanlar,

Nihayetinde Varlık âlemi/Kâinat,

Allah tarafından insana “emanet” edilmiştir.

Kendine ait olmayan, bir diğer deyişle “üzerlerinde istediği gibi tasarruf yetkisine sahip olmadığı” bütün bu emanetler hakkında “emanetin sahibi” olan Allah’a bir gün hesap verecektir.

“Bağımlılık”, bir kişinin kullandığı madde ya da yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onu hayatının merkezine yerleştirerek onsuz bir hayat süremez hâle gelmesidir.

“Madde bağımlılığı”, hangi yaşta olursa olsun, bir insanın esrar, eroin, uyuşturucu hap, tiner, sigara, alkol gibi maddeleri sık kullanımına bağlı olarak gelişen hastalık durumudur.

Ruhsal, bedensel, sosyal ya da adli problemler oluşturmasına rağmen bir maddeyi kullanmaya devam eden insan, bağımlıdır.

Öfkelenen, tükenen, efkârlanan, korkan, yalnızlaşan, vazgeçen, özenen, merak eden, kendini ispata girişen…

Pek çok insan için sebep farklı ama sonuç aynıdır: Kayıp, hüsran ve zarar!

Madde kullanan kişinin;

Canı (bedeni ve sağlığı)

Aklı (iradesi, düşünme ve muhakeme yeteneği)

Malı

Irzı (saygınlığı) ve nesli (ailesi)

İnancı (dinî duyguları, ibadet hayatı ve ahlakı) zarar görmektedir.

O halde bu konu, din açısından bir koru(n)ma ve dokunulmazlık konusudur.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Mâide, 5/90)

Ayetteki “içki” olarak tercüme edilen kelime “hamr” kelimesidir.

Hz. Ömer, hamrı “aklı örten her şey” diye açıklar.

İslam’a göre, hem kendi gayr-i meşru olan hem de başka mefsedetlere yol açan unsurların önü tıkanır. Zarara giden yol engellenir. Buna sedd-i zerayi’ ilkesi denir.

Madde kullanımı da bu ilkeye göre yasaktır. Zira yol açtığı zararlar, hukuki ve ahlaki deformasyonlar sayılamayacak kadar çoktur.

Bağımlılıkla mücadele konusunda sorumluluk üstlenmek, dinî bir vecibedir.

Bağımlılık yapıcı maddeye giden yola set çekelim.

Sedd-i zerâyi’, bağımlılıklarla mücadelede vazgeçilmez bir unsur olmalıdır. Özendiren ve eriştiren her türlü vasıta konusunda dikkatli olunmalıdır.

Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurur:

“Allah, (şarap yapmak maksadıyla üzümü) sıkana, sıktırana, satana, satın alana, taşıyana, kendisine taşınana, parasını yiyene, içene ve sunana lanet etsin!” (Tirmizî, Büyû, 58)

Kültür ve değerlerimiz, örf ve adabımız aslında çocukları madde bağımlılığından koruyucu imkanlara sahiptir. Bilhassa gençlerimiz için dinî ve kültürel değerlerini benimsemiş akran grupları oluşturulmalı ve desteklenmelidir.

Beden ve ruh sağlığımızı, ailemizi ve sevdiklerimizi, maddi ve manevi varlığımızı “helâl” ile beslemek esastır.

Peygamberimiz (sas) buyuruyor ki,

“Her sarhoş eden içkidir ve her sarhoş eden haramdır.”

Beden, Allah tarafından insana verilmiş en kıymetli emanetlerden birisidir.

Hz. Peygamber (sas) şöyle uyarır:

“Bedeninin senin üzerinde hakkı var!” (Müslim, Sıyâm, 182)

Emanetin sahibini bilmek, hesabı hatırlamak, karşılığa inanmak kişiyi manevi yönden güçlü kılacaktır."

Yayla Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.