|
SON DAKİKA
Memur-Sen Eylemleri Baltalamayı Bırakmalı
3 Köyde Daha “Dolu” Hasarı
Zafer Çağlayan 26 Mayıs’ta Çorum’da
Su Faturaları Can Yakıyor
Oğuz Ayan ‘MEB, Siyasal Etkilerden Arındırılmalı’Özgür Eğitim-Sen İl Basın-Yayın ve Dış İlişkiler Sekreteri Oğuz Ayan, milli eğitim sistemi ve eğitimde reform çalışmaları ile ilgili bugün yazılı bir açıklama yaptı.
Özgür Eğitim-Sen İl Basın-Yayın ve Dış İlişkiler Sekreteri Oğuz Ayan, milli eğitim sistemi ve eğitimde reform çalışmaları ile ilgili bugün yazılı bir açıklama yaptı.
Türkiye’de okullaşma oranının hala gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğunu söyleyen Ayan, ikili eğitim sorununun hala çözülemediğini söyledi. Bir tarafta atanmayı bekleyen öğretmen sayısı çokken bakanlığın 150 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu açıkladığını fakat hala altyapı eksikliklerinin çok olması okullarda eğitim hayatını zorlaştırdığını belirten Ayan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetsel yapısının siyasal yapıdan arındırılması gerektiğini ifade etti. Okullarda okutulan ders kitaplarının sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulacak komisyonla belirlenmesi gerektiğine değinen Ayan, “Ülkemizde okullaşma oranı hala gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir. Milli Eğitim Bakanlığının 2011 yılı verilerine göre okullaşma oranları okul öncesi eğitimde %37,ilköğretimde % 98,orta öğretimde % 69 seviyesindedir.
Bugün birçok okulda tam gün eğitime geçilememiş, ikili eğitim sorunu hala çözülememiştir. Sınıf mevcutları özellikle şehir merkezlerindeki okullarda standartların çok üzerindedir.
Bütçeden eğitime ayrılan paya baktığımızda ise genel bütçeden eğitime ayrılan pay 2003 yılında % 7 civarındayken,2011 yılında % 11’e yaklaşmıştır. Eğitim harcamalarının Gayri Safi Milli Hâsıladaki oranı ise belirtilen yıllar arasında aynı oranda artmayarak % 2.24 den % 2.81’e çıkmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan söz konusu bütçenin ise büyük bir kısmı personel maaşları başta olmak üzere cari harcamalara ayrılmıştır. Yatırım harcamalarının oranı 2011 yılı itibariyle % 5.85 düzeyinde kalmıştır. Bir tarafta atanmayı bekleyen yüz binlerce öğretmen dururken diğer taraftan MEB yaklaşık 150 bin öğretmen ihtiyacı olduğunu açıklamıştır.
Hala birçok okulumuzda fiziki alt yapı ve donanım eksiklikleri giderilememiştir.
Eğitim-öğretim sürecinin ayrılmaz bir parçası olan sosyal ve kültürel etkinliklere baktığımızda ise nerdeyse yok denecek kadar azdır. Sorunları yetkinin merkezde toplandığı örgütsel yapı içinde çözmekten vazgeçilmelidir. Söz konusu bu yapıda başta öğretmenler olmak üzere diğer toplumsal kesimlerin eğitime ilişkin tespitleri ve önerileri karar mekanizmalarına yansımamakta bu da karar vericilerin yanlış kararlar almalarına yol açmaktadır. Söz konusu bu kararlar doğru bile olsa uygulayıcılarda kararları uygulamaya yönelik bir isteksizlik ve direnç ortaya çıkmaktadır.
MEB yönetsel yapısı siyasal etkilerden arındırılmalı ve evrensel standartlara göre yeniden dizayn edilmelidir. MEB personeline yönelik objektif ve bilimsel bir kariyer sistemi getirilmeli, personelin kişisel ve mesleki gelişimi teşvik edilmelidir. Eğitimin finansmanında ki kamusal ağırlık özel sektör lehine artırılmalı, özel sektörün eğitime yatırım yapması teşvik edilmelidir.
Müfredat tekrar gözden geçirilerek bazı Resim, Müzik, Beden Eğitimi gibi özel yetenek gerektiren dersler seçimlik olmalıdır. Diğer derslerde ise öğrencilerin ve eğitim bölgesinin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel yapısı ve eğitim durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Eğitim bölgelerinin eğitim-öğretim durumu ayrı ayrı değerlendirilerek, her eğitim bölgesi için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler ve stratejiler belirlenmelidir. Yine bununla ilgili olarak MEB taşra teşkilatlarına gerekli yetki devride bir an önce gerçekleştirilmelidir. MEB Merkez Teşkilatının görevi ülkenin genel eğitim politikasını ve stratejisini belirleyerek, yerel uygulamaların kendi aralarındaki ve ülkenin genel eğitim politikasıyla uyumunu sağlamaya yönelik bir rol üstlenmek olmalıdır.
Ders kitapları farklı toplumsal kesimlerin (sendikalar, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler vb.) temsilcilerinden oluşturulacak bir komisyon tarafından incelenmeli, çocukların gelişim özellikleri ve çağın gereklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Cumhuriyetin tek etnik kimliği öne çıkaran, resmi bir tarih anlayışına dayanan ve çoğulculuğu tehlikeli gören felsefesiyle yazılan ders kitaplarıyla toplumsal barışı sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle yeni ders kitaplarının etnik kimlik, din, cinsiyet vb. ayrımcılıklardan arındırılarak demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri temel alan, farklı etnik kimlikleri, düşünce ve inançları ortak bir vatandaşlık üst kimliğinde buluşturacak bir dile ve içeriğe sahip olması gerekmektedir” dedi.
Haber Kaynağı: Yayla Haber
İLGİLİ HABERLER
|
|