|
SON DAKİKA
Kaza: 3 Yaralı
Memur-Sen Eylemleri Baltalamayı Bırakmalı
3 Köyde Daha “Dolu” Hasarı
Zafer Çağlayan 26 Mayıs’ta Çorum’da
Osmancık’ta ‘Arap Baharı ve Türkiye’ KonuşulduProf Dr. Uyanık: “Filozofların aydınlatamadığı toplumu, şarlatanlar aldatır.”
Osmancık Dil ve Edebiyat Osmancık Şubesi tarafından düzenlenen seminerde‘Arap Baharı ve Türkiye’ konuşuldu.
Dil ve Edebiyat Derneği Osmancık Şubesi’nin Osmancık Kaymakamlığı, Osmancık Belediye Başkanlığı ve Osmancık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlediği“ Dilimiz Kimliğimiz” projesi kapsamında devam eden Çarşamba seminerlerinin bu haftaki konuğu Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof Dr. Mevlüt Uyanık oldu.
Seminerin açış konuşmasını yapan Dil ve Edebiyat Derneği Osmancık Şube Başkanı Kazım Sekili, “ ülkemizi uluslar arası bilim sahasında temsil eden çok değerli hocamızı misafir etmekten çok büyük mutluluk duyuyorum. İspanyol düşünür Ortega Y. Gasset, Kültürlerin İsyanı adlı eserinin bir bölümünde İhtisas Barbarlığı üzerinde durur. Burada özetle, uzmanın, kendine ait olanı iyi bildiğini; diğer alanlarda cahil olduğunu ileri sürer. Yani, herhangi bir bilim alanı düşünün; bu bilim alanında uzmanlaşırsınız; otorite olursunuz, kimse elinize su dökemez; lâkin, ilgi alanınızın dışındaki bilimlerden bîhaber; kendi kabuğunuz içinde sıkışır kalırsınız. Gasset’in ifadesiyle, ilimcisinizdir; ama k
ültürlü değilsinizdir. İşte bugün hem ilim alanında hem de kendi alanı dışında kendini yetiştirmiş olan bir bilim adamımızı burada misafir ediyoruz. Kendisinin ilgi alanı felsefe olduğu için de üstad Cemil Meriç’in bir sözünü nakletmeden geçemeyeceğim. Cemil Meriç Ümrandan Uygarlığa adlı eserinde “ Filozofların aydınlatamadığı toplumu, cahiller aldatır.” diyor. İşte bu sebeple Mevlüt Bey gibi hocalarımızın topluma inmeleri ve toplumu aydınlatmaları gibi bir ağır sorumluluğu var.” diye konuştu.Arap Baharı ve Türkiye konulu bir seminer için Osmancık’ta bulunmaktan dolayı dolayı memnuniyetini ifade eden Mevlüt Uyanık ise, “Araplar Baharı yaşamadan kışı yaşamaya başladılar. Türkiye Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti geleneğini iyice düşünerek stratejilerini geliştirmesi gerekiyor. Türkiye oralarda bir üst dil oluşturmalı ve sıfır sorun politikasıyla hareket ederek çekilmeye çalışılan mezhepler çatışmasının bir parçası olmamalıdır.
"ORTADOĞU BAHARI YAŞAMADAN KIŞI YAŞIYOR"
Uyanık; “ Arap dünyası, Tunus’ta “Yasemin Devrimi” adı altında başlayan Mısır’da ivme kazanan ve Libya’da iç savaşa dönüşen dünya ölçeğinde en fazla bireysel silahlanmanın olduğu Yemen’de ise “sivil itaatsizlik” eylemleriyle başlayıp kabile-yönetim ve terör (El-Kaide) savaşlarına dönüşen bölgesel bir uyanış/diriliş rüzgârının etkisindedir.
Araplar bunu “2. Ara
p Baharı” diye isimlendiriyor ve 1848 yılında Avrupa’da başlayan uyanışın bölgesel izdüşümü olarak görüyorlar. Ortadoğu bölgesindeki bu direnişlerin I. Dünya savaşından (1914–1945) sonra Arap dünyasını paylaşan İngiltere, İtalya, Fransa gibi istilacı güçlere karşı verilen 1. uyanışın devamı olduğunu, 2. uyanışla bu küresel güçlerin bakiyelerinin de giderileceğini iddia ediyorlar. Ama bu iddiadan öte gitmiyor. Çünkü gerçekten 2. Arap uyanış dalgasıyla küresel güçlerin ve küresel sermayenin temsilcileri konumunda olan kavmiyetçi-patrimonyal yönetimlerin tasfiye mi ediliyor? Yoksa hem İran’ın dünyanın önemli enerji merkezi olan Ortadoğu’da etkin olmasının önünü kesmek hem de bölgede Irak işgalinden sonra iyice bozulan Batı imajını düzeltmek için soğukkanlı bir reel politika mı izleniyor?Öyle görünüyor ki, dünya petrol rezervlerinin 3/2 bulunduran Ortadoğu’da özgürlük, hürriyet ve liberal değerlere yönelik taleplerin öne çıkmasını sağlayan demokrasi rüzgârları tersine esmektedir. Totaliter yapılar, daha da baskılarını artırıp kitle ölümleri yapmaktadır. Suriye’nin yaptığı kitle katliamlarına dünyadan gelen tepkilere karşılık Rusya’nın ve diğerlerinin mevcut yönetime destek vermesi, burada yaşananların, demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi değerler adına değil, soğuk savaş döneminden beri yapılan mücadelenin izdüşümü olduğu izlenimini vermektedir. Yemen’deki ölümlere ise hiçbir tepki yok zaten.
Bütün dünyanın gözü önünde Suriye, Libya ve Yemen’de insanlar katlediliyor. Mısır’da Din savaşı çıkartılmak isteniyor. Bireysel silahlanmanın dünyada en fazla olduğu ülkelerden biri olan Yemen’de, Tunus, Suriye ve Libya’da yaşananları dikkate alarak başlattığı barışçıl sivil itaatsizlik eylemleri, provakosyanlarla başarısızlığa uğratıldı. Bölge ülkelerinde Arap Baharı sonrasında özgürlük, demokrasi ve liberal değerler adına bir kazanım olmadığı gibi özgürlük ve güvenlik sorununa açlık ve ölüm tehlikesi ilave edildi. Belki yeni isimler gelecek, yeni programlarla bölgede etkili olacak, ama yakın dönemde halkın refah durumunda önemli bir gelişme olmayacak gibi gözüküyor.
BÖLGESEL ARAP BAHARININ KÜRESEL YANSIMASI
Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Afganistan-Pakistan hattında enerji merkezleri üzerinde yapılan yeni düzenlemeler, yaz günü kış havası yaşattı, eski durumlarını bile arar hale geldiler, ama Arap Baharı dünya çapında bir ekonomik sömürü karşıtlığını da beraberinde getirdi.
Bununla birlikte Arap dünyasında başlayan değişim ve dönüşümün sadece bölgesel olacağı ve buralarda gösterilen direnişlerin ve sivil itaatsiz eylemlerin küresel boyuta taşınmayacağı anlamına gelmeyeceğini vurgulamak gerekir. Nitekim İngiltere, ispanya, Yunanistan, İsrail ve en son ABD görülen eylemler, mevcut ekonomik eşitsizliklere, haksızlıklara, yoksulluğa başkaldırıdır. Kahire ile Madrid, Londra, Kudüs ve Ne
w York arasında adil bir yönetim, ekonomik istikrar, iş ve gelecekten ümit var olma kaygısındaki gençlerin anarşist eğilimler taşıyan sivil itaatsizlik eylemlere dönüşmektedir.Tunus, Mısır, Libya, Yemen’de demokrasi yok, totaliter yapılar mevcut, ama diğer batı ülkeleri demokrasinin yılmaz savunucuları gözüküyor, fakat gençlerin sorunları aynı, işsizlik, fakirlik, gelecekten hiçbir ümidin kalmamasından bunalan gençler, oralarda değişim ve dönüşüm istiyor.Nitekim 17 Eylül 2011 dünya finansının sembol caddesi ve New York Menkul Kıymetler Borsasının bulunduğu “Wall Street” te ekonomik sömürüye karşı başlayan gösteriler ABD’nin Los Angeles, Chicago, Denver ve Seattle gibi kentlerine de yayılmaya başladı. Brooklyn köprüsünü trafiğe kapattıkları gerekçesiyle 700 kişinin şiddetle bastırılarak gözaltına alınmasına rağmen gösteriler artarak Washington, Los Angeles, Chicago, Miami şehirlerin de devam ediyor.
Arap dünyasındaki gösterilere karşı demokratik olunmasını isteyen ABD yönetimi, kendi ülkesinde aynı tavrı göstermiyor. Asya, Avrupa ve Güney Amerika ülkelerinde ekonomik sömürü, yani gelir dağılımı dengesizliği, işsizliği ve emeksiz kazanımı, paranın bir küresel güç olarak bankalar kanalıyla bir takım odaklarda toplanarak kitleleri iliklerine kadar sömürmesini bütün dünyada protesto ediyorlar. Londra, Frankfurt ve Amsterdam’da gösteriler devam ederken, İtalya’da sivil itaatsizlik eylemleri şiddete dönüştü, onlarca insan yaralı var ve maddi hasar oldukça büyük.
Sonuç olarak, tikel olarak Arap dünyasında organize eylemlerle siyasi ve ekonomik sömürüye karşı direnişin bütün iyi niyetli çabalara rağmen başarısızlığa uğraması, eş zamanlı olarak dünyanın farklı bölgelerinde görülmeye başlayan ve haksız uygulamalara yönelik direnişlerine örnek olmasına engel olmuyor. Artık Batı Dünyasının pek çok şeyle birlikte ekonomik sömürü gerçeğiyle yüzleşmesi gerekiyor” diye konuştu.
Haber Kaynağı: Yayla Haber
İLGİLİ HABERLER
|